Sinema
Trend

Dünya’nın En İyi 10 Filmi

Dünya’nın en iyi 10 filmi. Schindler’in Listesinden Baba filmine kadar, sizler için Imdb kullanıcılarının en çok beğendiği en iyi 10 filmi derledim.

Dünya’nın en iyi filmlerini sıralamak son derece zor bir görev. Öncelikle şu ana kadar yaşayan hiç kimse çekilen bütün filmleri izlemedi. Eğer birisi bütün filmleri izlemiş olsa bile, filmler özneldir ve en çok beğendiğimiz film, başkasının gözünde daha farklı olabilir. Sizlere verebileceğimiz en iyi liste izleyici topluluğunun puanlamasından oluşuyor. Böylece biz de bu liste için Imdb’nin en iyi 10 filmini sizler için yorumladık.

Imdb filmler hakkında bilgilerin bulunduğu ve kullanıcı puanlama sistemine sahip en popüler web sitesi. Kendilerinin en iyi filmler listesi milyonlarca kullanıcı tarafından oylanıyor. Liste sürekli değişmeye devam etse de, ilk 10 film son birkaç yıldır hala aynı.

Dünya’nın En İyi 10 Filmi Serisine Başlıyoruz.

10- Dövüş Kulübü (1999) – Fight Club

Dövüş Kulübü

David Fincher hala aktif çalışan en iyi yönetmenlerden birisi. Kendisinin filmleri genellikle karanlık oluyor ama mükemmelliyetçi görsel tekniği ile her zaman izleyici karşısına ilgi uyandırıcı yapımlar ile çıkıyor. Dövüş Kulübü de kendilerinin en popüler filmlerinden birisi.

Filmimiz sırandan bir ofis çalışanı olan (Edward Norton) karakterimizin, gizemli Tyler Durden (Brad Pitt) ile tanışmasıyla hayatının değişmesini konu alıyor. Bu ikili birlikte yetişkin erkeklerin birbirlerini patakladığı bir kulüp açıyorlar. Karanlık komedisi, vahşi şiddeti ve çarpık filozofisi izleyişi son derece sürükleyici hala getirirken, beklenmedik sonu filmi yeniden ve yeniden izlememize sebep oluyor.

9- İyi, Kötü ve Çirkin (1966) – The Good, The Bad and The Ugly – Il buono, il brutto, il cattivo (Orjinal ismi)

İyi Kötü Çirkin

Western (Batı, Kovboy) filmleri Hollywood’un başlangıcından beri temeli olmuştur ve bu tür İtalya’ya gittiğinde, Western filmlerini tamamıyla değiştirdi. Spaghetti Western dedikleri filmler, karmaşık hikayeleri kendilerine has yönetmenliğiyle, izleyicilerin karşına şu ana kadar görmedikleri bir tarz ile çıkardı. İyi, kötü ve Çirkin bu alt türün en iyi örneği olabilir.

Film üç ölümcül adamın Sivil Savaşın tam ortasına gömülmüş bir hazinenin peşine düşmelerini konu alıyor. İlk adamımız hazinenin hangi mezarlığa gömülü olduğunu bilirken, ikinci adam mezar taşındaki ismi biliyor, üçüncü adamımız ise hiçbir şey bilmiyor ve hazineye ulaşmak için kendi yollarına başvuruyor. Mexican Standoff yani Meksika açmazı trendini popüler yapmıştır ki günümüzdeki aksiyon filmlerinde hala kullanılır.

Spaghetti Western: Adını Hollywood filmlerinin İtalya’da çekilmesinden alır. Filmin oyuncularından yönetmenine kadar çoğu kişi İtalyandır. Bunun sebebi de tabii ki Hollywood’un maliyet düşürmesi. Tıpkı günümüzdeki büyük yapım filmlerin (bknz. Yüzüklerin efendisi) Yeni Zelanda’da çekilmesi gibi.

Meksika açmazı: İkiden fazla kişinin birbirine silah doğrultmasıyla oluşur ve her karakter bir başkasını tehdit eder. Ne ateş edilir ne de silahlar bırakılır.  Bu durum meksika açmazını oluşturur.

8- Ucuz Roman (1994) – Pulp Fiction

Ucuz Roman

Sizlere Quentin Tarantino’nun kim olduğunu anlatmamıza gerek yoktur herhalde. Kendisinin benzersiz sesi, engin film bilgisi ve eğlendirici komediyi son dereceli kanlı şiddetle harmanlayabilmesi çoğu yönetmene ilham olmuştur. Ucuz Roman’da kendisinin büyük ihtimal baş yapıtı olabilir.

Film Los Angeles’in suç dünyasının birkaç hikayesini konu alır. Kimse kimsenin arkasından kuyu kazmaz veya beklenmedik büyük bir plan olmaz. Yılan hikayesi yoktur ama Tarantino anlatıcılığı vardır. Tarantino basit suç hikayelerini alarak kendi dokunuşlarını yapar. Hızlı temposu, tahmin edilebilir olmaması ve mükemmel dialogların harika müziklerle desteklendiği film, üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen hala en iyilerden birisi.

7- Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü (2003) – The Lord of the Rings: The Return of the King

Yüzüklerin efendisi

Az insan J.R.R. Tolkien’in efsanevi Yüzükler Efendisi serisinin sinemaya uyarlanmasının mümkün olabileceğini düşünmüştür. Ama Peter Jackson’ın herkesi şaşırttığı kaçınılmaz bir gerçek. Kralın Dönüşüyle, Jackson şu ana kadar ki yapılmış en iyi üçlemelerden birisine tamamen tatmin edici son verdi.

Serinin üçüncü filmi olan Kralın Dönüşü, tek yüzüğü sonuna ulaştıracak. One Ring to rule them all!

6- Schindler’in Listesi (1993) – Schindler’s List

Schindler’in Listesi

Bizce bir Steven Spielberg filminin en iyi ilk 10’da olması hiçte sürpriz değil. Kendisinin ilk 10’a girebilecek bir çok filmi olmasına rağmen, izlemesi en zor olan filmi en yüksek puanı almış. İzlemesi zor dememizden kötü olduğunu düşünmeyin. Ağır temposu, siyah-beyaz teması ve 3 saat 15 dakikalık süresi bile yeni izleyecekler için duraklama sebebi olsa da,  bu yapımı Spielberg’in en iyi yönetmenliklerinden birisi.

Gerçek bir hikayeden uyarlanmış olan Schindler’in Listesi,  Oskar Schindler’in Nazi yönetimindeki Almanya’da Yahudi vatandaşlarını kurtarma çabasını anlatır. Schindler ilham veren bir kahraman olmasına rağmen, film Holokost’un korkutucu yanlarını anlatmakta daha etkilidir. Spielberg böylece uzun yıllar boyuncu zihnimize kazınacak bir film yarattı.

5- 12 Öfkeli Adam (1957) – 12 Angry Men

12 Öfkeli Adam

Şu ana kadar listemizdeki filmlerin bir çoğu dev yapım. 12 Öfkeli Adam diğer filmlerin yanında gayet ufak bütçeli kalıyor, fakat bu size etkisinin ufak olduğunu düşündürmesin. Film genellikle 12 adamın jüri odasında zor bir cinayet vakasının karara ulaşması için tartışmasıyla geçiyor. Sadece bir kişinin sanığın suçsuzluğunda ısrar etmesi, hayat veya ölüm tartışmasını detaylandırıyor.

Görüntünün donuk olması olasına rağmen, bu hava izleyiciye vermesi gereken gerilimi çok iyi veriyor. Yönetmenliği o kadar iyi ki tartışma büyüdükçe, bulundukları odanın daraldığını hissedebiliyoruz. Adeta klostrofobi yaşıyoruz. 12 Öfkeli Adam, düşük bütçeli filmlerin çarpıcı olabileceğinin en büyük bir kanıtı.

4- Kara Şövalye (2008) – The Dark Knight

Kara Şövalye

Listemizin en eski filmi olan 12 Öfkeli Adamı geçerken, şimdi sıramız listenin en genci olan Kara Şövalye’ye geliyor. Süper kahraman filmleri çoğu eleştirmenin saygısını tam olarak kazanmış sayılmasa da, Christopher Nolan’ın ikinci Batman filmi bu türün zekice ve heyecan verici olabileceğini kanıtladı.

Film, Batman’in çaresizce Gotham’a terör estiren Joker’i durdurmaya çalışmasıyla ilerliyor. Joker, Batman rolünü sahiplenecek kimse çıkmadığı sürece şehri kaosa sürüklüyor. Kendimizi bir suç destanının içinde hissederken, beklenmedik olaylara tanık oluyoruz. Filmimiz her ne kadar çok iyi ilerleyen bir olay zincirine sahip olsa da, bizce Kara Şövalye’nin kendisini 4. Sırada yer bulmasının en büyük sebebi Heath Ledger’in inanılmaz Joker performansı.

3- Baba 2 (1974) – The Godfather: Part II

Baba 2

Zamanında Baba için devam filmi çekmek mantıksız bir fikir olarak gelse de, Fancis Ford Coppola kesinlikle bunun çok iyi bir fikir olduğunu kanıtladı.

Büyük babamız Marlon Brando’nun yokluğunda Robert De Niro, Don Corleone’un gençliğini canlandırdığı ikonik rolüyle seriye çok güzel bir soluk getiriyor. Geçmişe döndüğümüz inanılmaz sahnelerle birlikte  Baba 2 Michael’in suç dünyasına girişini anlatırken, kardeşi Fredo ile karmaşık ilişkisine tanık oluyoruz. Çoğu devam filmlerinin beklentisi düşük olurken Baba 2’nin bir şaheser olmasına söz söyleyemiyoruz.

2- Baba (1972) – The Godfather

Baba

Baba 2 en çok beğenilen filmlerden birisi olsa da serideki en yüksek puanı alan film değil. En yüksek puanı ilk filmden başkası alamaz. Hala hangi filmin daha iyi olduğu tartışmaları hayranlar tarafından sürmeye devam etse de, biz hiç tartışmaya girmeden iki filmin de sinema sektöründe büyük bir başarıya sahip olduğunu belirtelim.

Bu Carlone ailesinin hikayesi. İtalyan – Amerikalı mafya hanesindeki Baba’ya (Don Vito Carlone) suikast girişiminden sonra güçlerini korumaya çalışmalarını konu alıyor. Film de şiddet, mizah, gerilim, duygusallık ve çok daha fazlası var. Unutulmayacak replikleri ve sahneleri geri sarıp sarıp izlenecek türden. Bugünün en iyi  film yapımcılarına hala örnek olduğunu söylemekten hiç çekinmeyeceğimizi belirtelim.

1- Esaretin Bedeli (1994) – The Shawshank Redemption

Esaretin Bedeli

Dünya’nın en iyi 10 filmi serisinin sonuna geldik. En yüksek puanı alan filmin, izleyicisini en çok tatmin eden film olmasında şaşılacak bir durum yoktur herhalde. Yüksek güvenlikli bir hapishanede geçen bir filmin bize sunabileceği pek fazla bir şey olmayacağını düşünebilirsiniz ama Esaretin Bedeli bize bütün tabuları yıkabilecek bir hikaye sunuyor.

Stephen King’in hikayesinde konu alan Esaretin bedeli, suçsuz yere hapishaneye düşen Andy Dufresne’nin (Tim Robbins) Red (Morgan Freeman) ile oluşan arkadaşlığını anlatıyor. Bu iki adamın oluşan dostluğu sinema tarihinde karşımıza çıkan en iyi dostluklardan birisi olabilir. Filmin bize yaşattığı duygular ve edebiyat tadında dialoglarıyla verdiği mesajlar hayata bakış açınızı değiştirecek seviyede. Tartışmaya kapalı şu ana kadar ki en iyi sonlardan birisine sahip.

Makalemiz bu kadar sevgili okuyucularım, dilerseniz bu linkten sinema sektörüne damga vurmuş Christopher Nolan’ın En İyi 10 Filmi adlı yazımıda okuyabilirsiniz, sizleri seviyorum iyi günler dilerim

imdb sitesine bu linkten ulaşabilirsiniz

Diğer sinema bilgileri haberleri için bu linki takip edebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu