Sinema
Trend

Christopher Nolan En iyi 10 Filmi

Christopher Nolan en iyi 10 filmi. Christopher Nolan, son 20 yıl modern film yapımında en belirgin seslerden biri haline geldi, peki Nolan’ın en iyi filmi hangisi? Nolan’ın kariyeri, düşük bütçeli indie’lerden stüdyo görevlerine kadar sürekli olarak ilerleyen ve sonunda genel izleyicinin güvendiği bir isim haline geldi. Her zaman önümüze hakkında uzun uzun konuşulacak filmler çıkaran yönetmenin, önümüzdeki 15 Temmuz’da çıkacak Tenet filmini de hatırlatmakta da fayda var.

Bazı izleyiciler Christopher Nolan stilini çok kontrollü veya soğuk bulabilirken, en iyi çalışmalarının çoğu duygulardan kaynaklanıyor. Sevilen birinin ölümü veya onlarla tekrar bir araya gelmek için savaşmakta (bazen kelimenin tam anlamıyla) olan derin karakterlerin hikayelerini tema alıyor.

Christopher Nolan ile aynı seviyede çalışan sadece birkaç film yapımcısı var, bu yüzden haydi bugüne kadar ki çalışmalarını hep birlikte inceleyelim ve filmografisini en kötüsünden en iyisine doğru sıralayalım.

Christopher Nolan, En İyi 10 Filmi

10. Following (1998) – Takip

Christopher Nolan

Düşük bütçeli, siyah-beyaz bir gerilim filmi olan Following, Londra’da yabancıları takip eden işsiz bir yazarın hikayesini anlatıyor. Bu film Nolan’ın sinemaya giriş filmi ve düşük bütçesinin sebebi filmi kendisinin finanse etmesi. Tamı tamına 6 bin dolar gibi bir bütçeyle çekilen filme göre gayet etkileyici ve düşünceli bir kara film. Nolan’ın ilerde neler yapabileceğine dair izler taşısa da, fimlerinin en az önemli olanı olmaya devam ediyor.

9. Insomnia (2002) – Uykusuz

Christopher Nolan

Insomnia, Nolan’ın stüdyo film yapımcılığına ilk girişi olarak, zaman zaman kendini soğuk hissettiren, zarif, görsel olarak çekici bir gerilim filmi. Insomnia aslında Norveçli bir gerilim filminin yeniden yapımıdır ve başrolünde Al Pacino’nun olduğu, küçük bir Alaska kasabasındaki cinayeti araştıran bir dedektifi konu alıyor. Al Pacino’nun karakteri, yanlışlıkla başka bir polisi vurup suçu örtbas etmenin suçluluğundan kaynaklanan bir uykusuzluk yaşıyor.

Insomnia, tamamen yoğun bir psikolojik karakter çalışması ve Al Pacino ne kadar harika olsa da, filmi film yapan Robin Williams’ın canlandırdığı kötü adamıdır. Her anlamda iyi bir gerilim filmi olsada, Nolan’ın sonraki filmlerine kıyasla küçük bir çalışma hissiyatı veriyor.

8. The Dark Knight Rises (2012) – Kara Şövalye Yükseliyor

Christopher Nolan

Kara Şövalya Yükseliyor, Nolan dönemini güçlü bir notla bitirdi ancak bazı yanlış adımlar da atıldı. Dışarıdan bakıldığında serinin son filmi Nolan için gerçekten yatırım yaptığı bir proje yerine, üzerine yükümlülük olan bir film duygusu veriyor. Her şeye rağmen filmde yerli yerinde olan da çok şey var; Bruce Wayne’in uzun bir aradan sonra Batman maskesiyle Gotham’a dönmesi, Lazarus çukurunun hikayede güzel yer edinmesi, Anne Hathaway’in Kedi kadını gibi.

Yine de, Kara Şövalye Yükseliyor’u aşağıya çeken sorunlar da var. Talia al Ghul’un hikayesindeki eksikler yeniden yazılarak ortadan kaldırılabilirdi ve Bruce Wayne’in son sahnesi sanki başka bir filme aitmiş gibi bir his veriyor. Nolan/Bale döneminin en zayıf filmi ama yine de tatmin edici bir son sunuyor.

7. Dunkirk (2017)

Christopher Nolan

Bir seri çizgi roman filmi ve bilim kurgu gişe rekorlarından sonra Dunkirk, Nolan için hoş bir tempo değişikliğiydi ve bu da kendisinin tarih tutkusunu sinema sektörüne sunuşuydu. Gerçek bir hikayeden senaryoya çevirilen film, 1940’ta Nazi Almanya’sının etrafını sardığı müttefik askerlerin Dunkirk’ten tahliyesini anlatıyor. Filmimiz kara, hava ve deniz olmak üzeri üç farklı perspektiften oluşuyor. Dunkirk hakkında dikkat çeken ilk şey, sıkı bir çalışma zamanı ve seyrek dialogla ne kadar yalın olması. Film, Alman askerlerini bile içermiyor, onları karşımıza karanlık tehditler olarak çıkarıyor.

Kenneth Branagh ve Mark Rylance gibi yaşlı eller Dunkirk’e bir sıcaklık dokunuşu getirse de, karakterlerki gelişmelerin eksikliği görmezden gelemeyeceğimiz bir gerçek.

6. Batman Begins (2005) – Batman Başlıyor

batman-basliyor-filmi

Batman&Robin filmi 1997 yılında bu seriyi öldürse de, Warner Bros uzun yıllar seriyi yeniden başlatmak için doğru film yapımcısını bulmaya çalıştı. Nolan, Batman Begins için işe alındığında, Bruce Wayne’in travmasını onu Batman olmaya nasıl ittiğini keşfederek karakteri köklerine geri götürdü. Bu temellendirilmiş, psikolojik tutum bu tür için çığır açıcıydı ve Nolan gerçekliği izleyiciye satabilmek için filmi büyük oyuncularla (Christian Bale, Gary Oldman, Morgan Freeman, Cillian Murphy) doldurdu.

Gerçekçi olmak gerekirse Batman Begins, Nolan’ın bir sonraki Batman macerası için kuru bir koşu gibi hissettiriyor ve aksiyon sahnelerinin özensiz işlenmesi tartışmasız burada en kötüsü. Yine de nolan bu tarza eksik olan insanlık duygusunu getirdi ve Bale’nin tasviri Batman’a yeni bir boyut kazandırdı.

5. The Prestige (2006) – Prestij

prestige-filmi

Prestij, Nolan’ın Batman başlıyor filminin ardından palet temizleyici bir şeydi. Hugh Jackman ve Christian Bale’i birbirlerine rakip sihirbazlar olarak kullandı. İkili arkadaş olarak başlarken, sanat formuna olan bağlılıkları yavaş yavaş birbirlerini yok başlıyor.

Prestij çok sayıda hikayede şok edici dönüşlere sahip olsa da, karakter ilişkilerinin trajedisi onu yönlendiriyor. Bazı eleştirmenler filmin piyasaya sürüldükten bir süre sonra dikkat çekmeye başladığını düşünürken, o zamandan beri Nolan’ın en karmaşık ve değeri en az bilinen eserlerinden birisi olarak değerlendirildi. Bilim kurguya geç vites geçişi bazı izleyicileri üzse de, Prestij Nolan’ın bir hikaye anlatıcısı olarak gelişmeye devam ettiğinin en büyük kanıtı.

4. Interstellar (2014) – Yıldızlararası

interstellar filmi

Nolan, Matthew McConaughey’in canlandırdığı Cooper ile, bir astronot ekibini insanlığa yeni bir ev bulma umuduyla bir solucan deliğine yönlendiren Interstellar ile kendi bilim kurgu destanını yaratmış oldu. Filmin en iyi odaklandığı nokta Cooper ve kızının ilişkisi, uzayda zaman dilatasyonunun etkileriyle karşımıza daha önce hiç görmediğimiz türde bir dram çıkarıyor. Bu ilişki Interstellar’ın duygusal hatlarını çok iyi ortaya çıkarırken, zaman zaman kuru, akademik bilim konuşmalarıyla boğulup araya karışabiliyor. Tabii bu Interstellar’ın eylemden yoksun olduğu anlamına gelmiyor.

3. Memento (2000) – Akıl Defteri

memento-filmi

Memento, Christopher Nolan adını herkesin konuşmasına sebep olan film. Guy Pearce’ın canlandırdığı karakterimiz yeni anı oluşturamamak gibi bir problemle boğuşuyor, yani 5 dakika önce yaşadığı olayı hatırlayamıyor. Karısının cinayetini çözmeye çalışan karakterimiz için bu rahatsızlık gerilimi daha çok arttırıyor. Hikayenin sondan başlayıp ortalarında en geriye dönmesi, sonlarına doğru ise detaylara inmesi filmin anlaşılırlığını hiçte kolaylaştırmıyor ama bir hafıza problemi yaşayan karakteri izleyen bizler için dahiyane bir sunuş tarzı. Adeta bu rahatsızlığı biz yaşıyoruz. Memento’nun ters inşası gerçekten takdire şayan. Nolan’ın bu filmiyle kendi sesini bulduğunu düşünüyoruz.

2. Inception (2010) – Başlangıç

inception-filmi

Kara Şövalye’nin başarısından sonra Warner Bros olabildiğince Nolan’ın önünü açmak istedi. Nolan aslında Inception’ı bir korku filmi (izlemesi ilginç olabilirdi) olarak tasarladı, ancak soygun hikayesinin daha fazla olanak sağlayabileceğine karar verdi. Konsept Nolan’a hayallerin ve gerçekliğin doğasıyla oynamasına imkan sağlamakla kalmadı, aynı zamanda film yapımcıları ve seyirciler arasındaki ilişkiyi keşfetmesine de izin verdi.

Inception bize hikaye ilerleyişi, karakter dialogları ve görsel olarak izlemekten keyif alacağımız şeyleri çok güzel harmanlıyor. Tek bir seferlik izlemenin asla yeterli olmayacağı bu filmde, karakterlerin iniş yaptığı çoklu rüya katmanları gibi keşfedilecek daha çok şey var.

1. The Dark Knight (2008) – Kara Şövalye

kara-sövalye-filmi

Kara Şövalye sadece Christopher Nolan’ın en iyi filmi değil, aynı zamanda tüm süper kahraman türü için devrimdi. Çizgi roman filmleri 2008’den önce başarı payına sahipken, hem Iron Man hem de Kara Şövalye, türü yeni zirvelere götürdü. Film, Bruce Wayne’in normal bir yaşam arayışını keşfederken, Batman olarak geçmek istediği sınırları sorgulatıyordu. Ayrıca aynı anda komik ve dehşet verici olmak arasında geçiş yapabilen Heath Ledger’in ikonik Joker performansına da değinmezsek ayıp etmiş oluruz.

Kara Şövalye’nin hikaye mantığını yakından inceleyecek olursak, performanslardan set parçalarına kadar her şeyin birinci sınıf olduğunu görebiliriz. Belki de en önemlisi, gişe rekorları kıran filmlerin birbirlerini değiştirebileceği bir çağda, Kara Şövalye her şeyden önce bir Christopher Nolan filmi ve estetik, tematik endişelerin yanı sıra belirgin görsel stillerle dolu.

Makalemiz bu kadar sevgili okuyucularımız, dilerseniz bu link üzerinden Dünya’nın En İyi 10 Filmi adlı yazımızıda okuyabilirsiniz, sizleri seviyorum iyi günler dilerim

Diğer sinema bilgileri haberleri için bu linki takip edebilirsiniz.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. caner dedi ki:

    Muhakkak izlenmesi gereken filmler 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu